Share |

Articles

If a system fails, the responsibility lies with the leaders. And the system of war in Afghanistan has long failed.

As we are reading from various sources, the horrific news from Afghanistan, it seems to be the common theme that this was an act of a ‘rogue’ soldier killing people out of madness.

However early it may be, to get a full picture of this brutal killing, there seems to be a lack of deeper analysis and review - by the news reports - of the war in Afghanistan, now in its 11th year.

Değerli Milletvekili Şafak Pavey,

Size biraz uzunca bir mektup yazmak gerekliliğini duydum.

Hakkınızda çıkan, ABD’den Uluslararası Cesur Kadın Ödülü aldığınız haberlerini okudum. Anladığım kadarıyla size ödülü, ABD Başkanı Barack Obama’nın eşi Michelle Obama ile ABD Dışişleri Bakanı, eski First Lady Hillary Clinton’ın da katıldığı bir törende vermişler.
(www.hurriyet.com.tr/planet/20086862.asp)

Kendi resmi sitenizde de bu ödülle ilgili şunları yazmışsınız: "Şafak Pavey’e Büyük Onur. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın her yıl verdiği “Cesaret Simgesi Kadınlar” Ödülü’ne bu sene CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey layık görüldü. Pavey’in ödülünü ABD Dışişleri Bakam Hillary Clinton verecek. ödül töreni 8 Mart 2012"

Şimdi büyük şirketlerde bugün kadın çalışanlara karanfil vs. verirler. Eşit işe, eşit ücret, sendika kurma hakkı vermezler ama karanfil verirler.

Kadınlar gününü çay-kurabiye partisine çevirmeye çalışan ulusalcılar, adının başında ‘çağdaş’ kelimesi geçen bir sürü ‘aydın/ilerici’ dernek, her yıl olduğu gibi ortaya çıkar, aynı lafları eveler gevelerler.

Bir-iki ‘profesyonel’ aydın, sanatçı, kadınlara gereken övgüleri düzerler. Günüm anlam ve önemi anlatılır, örtbas edilirken günün anlam ve önemi.

Bir başka yandan, devlet sahiplenir bu güne. Devlet-millet kavramları arasında kaynar gider ‘kadın’ kelimesi.

The 'sexy' EU vs. the 'ugly' others, surrounding it...

“The European commission has been forced to withdraw a high-budget video promoting the EU amid accusations that it depicts other cultures in a racist manner. A row broke out after the enlargement directorate of the European commission, which is responsible for the expansion of the EU, released a video clip that was designed to appeal to young voters.”  - The Guardian (Full Article)

As I started reading the report on thereferendum in the Irish Times, I noticed another item that said: “Fall in house prices accelerating”. Great! Thousands of mortgage holders, who bought a house just to put a roof over their family’s heads, are in further misery.  People who were stuck in a high and speculative investor-driven rental market, people who thought buying a home made sense, have been buried deeper in negative equity - the same people who suffered levies, cuts and job losses for the benefit of banks, builders and bond holders; the very same people whose mortgage debts (real money) to the banks stayed the same while all their income and the value of their homes kept dropping.  Not a few, but thousands of people are at the point of losing their family homes. They can’t sell them, they can’t pay for them but they are now asked to pay another €100 (to begin with) for their homes.

En basit tarla sınırı anlaşmazlığından, kan davalarına, yerel çatışmalardan, dünya savaşlarına, tüm  kavgalar konuşmayla, yani masa başında sonlanıyor. Bu hep böyle olmuştur. Birileri savaşıyor, birilerinin evlatları, gelecekleri elden gidiyor, birileri savaş suçu işliyor, birileri banka hesaplarını dolduruyor. Ama sonunda iş dönüp dolaşıp masaya geliyor. Kimse, düşmanına son kurşunu sıkıp, tamam bitti bu iş diyerek evinin yolunu tutmuyor.

Hani insan düşünmeden edemiyor, ‘’ne gerek vardı dünya savaşlarına, keşke o faslı geçip, doğrudan masabaşı görüşmelerine başlansaydı’’ diye. İyi de Hitler’e nasıl anlatacaksın bunu?

Şu yaşamın doğası ne gariptir. Karşımıza karman çorman bir sürü şey çıkarıverir durup dururken. Tam AKP’ye bir açık mektup yazacakken, Hürriyet İnternet sitesinde Almanya’da ırkçı-faşist neo-Nazi örgütlerince öldürülen Türk (8) ve Yunan (1) göçmenler için düzenlenecek anma töreni haberini okudum. Ev sahibi Angela Merkel ve törende Nazım Hikmet’ten Davet şiiri okunacakmış.

Tesadüf bu ya, tam da bu akşam, İrlanda’nın Maynooth Üniversitesi’nde öğretim görevlisi, yazar, Dr. Gavan Titley’in konuşmacı olduğu ‘’Çok Kültürlülüğün Krizi?’’ konulu bir panel düzenlemiştik.  Gavan’ın yine aynı isimli kitabında ortaya koyduğu tartışmaydı bu panelin içeriği... ‘’Çok Kültürlülüğün Krizi?’’

Dünyanın kimi ülkelerinde yoğun bir şekilde gündeme gelen elektronik kayıt/takip ve kişisel özgürlükler tartışması sanırım Türkiye’de aynı yoğunlukta gündemde olmadı.

Almanya, Ingiltere, ABD ve diğer ülkelerde, devlet, elektronik otomasyon ve kişisel özgürlükler üçgeni uzun tartışmalara konu oldu. Elektronik, bir başka isimle, ‘’çipli kimlik’’, Ingiltere’de Türkiye’den çok daha önce gelişen ve sivil toplum örgütleri, kimi sol politik partiler ve demokratik meslek örgütlerince büyük tepkilere ve protestolara yol açan bir konu.

10 Şubat 2012 de İçişleri Bakanlığı, TÜBİTAK tarafından geliştirilen çipli kimliklerin Bolu’dan başlayarak 3 yıl içerisinde Türkiye’de tüm vatandaşlara verileceğini duyurdu.

Topkapı Sarayı’na gittiniz mi? Belki de en güzel yanı o müthiş boğaz manzaralı bahçesidir. Her taraf yemyeşil, boğazın suları berrak mavi. Başka bir dünya sanki dışarısı. Saraylının kendi yanılsamasında gördüğü ve her şeyine sahip olduğunu, her şeyine hüküm sürdüğünü sandığı ‘’saraylının dünyası’’.

Belki de dünyanın hiç bir sarayının manzarası, bataklık, çöplük, kurak çorak araziler, tozlu dumanlı yollar değildir. Başka ülkelerde de saraylar görmüş olanlar bilir bu ortak özelliğini sarayların. Belkide saraylıya, huzur, güven ve sonsuz güç veren şey sadece sarayın iç konforu, kalın duvarları değil, aynı zamanda bu etrafını sarmalayan cennet gibi manzaradır. Ancak sarayın ipek halılı salonlarından bakılınca görülebilen bu sarhoş edici manzara…

Hey gidi lise yılları, BAL günleri...Üniformalı koridorun başında belirir. Nöbetçi öğrenci: ‘’DİKKKKAAAAT!’’. Ayağa kalkılır. Üniformalı: ‘’MERHABA SINIIIIIF’’. Sınıf: ‘’SAĞOL’’. Üniformalı: ‘’OTURUN’’... Buna benzer bir şeydi lise yıllarının haftalık töreni. Sonrasında gelen 45 dakikalık olmadık sallamalar, geyikler, palavralar. Her lise öğrencisi asker doğmuyor işte. Bir gün 3-4 kişi kalkmayalım, sağol çekmeyelim dedik de, dünyamız zindan olacaktı neredeyse.

Sayın Kenan Evren Paşa, ben 6-7 yaşındaydım, tanımazsın beni, seninle veya adamlarınla tanışacak yaşta değildim çok şükür. Ama ilk kez parçalanmış insan vücudunu o zaman gördüm. Yine kahve taranmıştı. Kurşun seslerini hatırlıyorum. 9 kişi. Faili meçhul tabii ki. Onların çocukları da benim yaşımdadır herhalde.

Evren Paşa, sen bilmezsin. Annemin geceleri uykusuz yattığı zamanları. Kulağı gözü kapıda, balkonda. "Balkona birşey atıp sonra evi basıp tutuklayacaklar mı" diye söylenir dururdu. Uyuyamadı kadın günlerce, aylarca.

Public Meeting: Immigration and Unemployment

Thursday, 12 January 2012, 19:30 until 21:00
Central Hotel, Exchequer Street, Dublin 2

Public Meeting: Immigration and Unemployment.
Does immigration cause unemployment at the time of crisis and job losses?
Are migrants a cause for jobs losses for locals?

Speaker: Memet Uludag
(personal capacity)
Hosted by Turkish Association of Ireland

Followed by discussion and contributions from the floor

All welcome

www.turkishassociationireland.org

Saturday, 28 January 2012, 16:00 until 19:00
Liberty Hall, Eden Quay, Dublin 1

Forum:
4pm, Saturday, 28 January 2012
Liberty Hall, Eden Quay Dublin 1

Speakers:
Prof. Philip Marfleet, Judith Orr, Dr. Faheen Bukhata,  Anas Al Tikriti
Richard Boyd Barrett TD

This event is hosted by Irish Anti-War Movement, The Islamic Foundation in Ireland, The Islamic Cultural Centre

All welcome. Please invite your contacts
www.irishantiwar.org

“Tam adıyla Jeremy Charles Robert Clarkson otomobil konusunda uzmanlaşmış bir yazar ve yayıncı. The Sunday Times'da ve The Sun gazetesinde de haftalık yazılar yazsa da en çok BBC otomobil programı Top Gear ile tanınıyor. Yaptığı ağır otomobil eleştirileri Clarkson'ı, otomobil şirketlerinin çok sevdiği ya da çok nefret ettiği en önemli kişilerden biri haline getirdi. Top Gear programındaki otomobil değerlendirmeleri, yüksek satış hedefi olan otomobil markalarının yıl sonu hedeflerini etkileyecek kadar dikkate alınıyor. Vauxhall'un 2. nesil Cavalier modelini değerlendirirken, "Bu bir otomobil, 4 tekerleği var ve gider. O kadar!" dedikten sonra, sırtını dönüp kameradan uzaklaşması, Clarkson'ı dünyanın en etkili otomobil yazarlarından biri haline getirmişti. (Ntvmsnbc)”

İçinde hırçınlık, asilik, küstahlık, kalp kırıklıkları, melankoli gibi insana ait pek çok duyguyu, davranışı, hali barındıran bir dansı yaparken kadın ya da erkek rolüne bürünmek zorunda bırakıldığımızı sorgulayanlardansanız bu atölye tam size göre! Tangonun duyguları çoğaltan, akıtan, taşıran haline kapılmak, bunu da cinsiyetlerden kurtularak yaşamak istiyorsanız sizi KuirTango Atölyesi’ne bekliyoruz.

We read from breakingnews.ie that Naas mayor 'to reflect on position' after race row...

Not one day passes by where we don't hear little, sneaky, provocative and plain open racist remarks, comments from media, public office holders and many others.

So is Naas Mayor FG. Cllr Scully a rcasis or not? Let's deconstruct his remarks in plain white English and see what conclussion we come to.

VAN’da depremin ardından kurulan çadırda çıkan yangınında 3 kardeşin hayatını kaybetmesinin ardından, 1 çocuk da yetersiz beslenme, aşırı sıvı kaybı ve soğuk algınlığından hayatını kaybetti. Ailesiyle birlikte kurdukları naylon barakada rahatsızlanan 6.5 yaşındaki Öznur Örgün, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Van Merkez Halilağa Mahallesi’nde oturan Cemil-Pakize Örgün çifti kirada oturdukları müstakil evleri hasar görünce, 6.5 yaşındaki kızları Öznur ve 1 yaşındaki ikiz kızlarıyla birlikte kendi imkanlarıyla kurdukları naylon barakaya geçtiler. Yağmur, kar ve soğuk havaya dayanıksız olan naylon barakada kalan ailenin büyük kızı Öznur, 14 Kasım’da rahatsızlandı. Gece rahatsızlanan Öznur’u ailesi devriye gezen polis otosuyla Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Burada bir gece yoğun bakıma alınan Öznur, bir gün sonra hayatını kaybetti. Öznur Örgün, mahalle mezarlığında toprağa verildi. (Milliyet 21/11/2011)

I really loved to come back to earth in 200 years time to see what they are teaching in history books about our current times. This must be ones selfish need to be immortal. Or maybe just a harmless curiosity of history in future... 

Bugün anladım ki, Marx "Dünyanın tüm işçileri birleşin"" derken sonuna "dünyanın tüm futbolcuları sizde" deseydi herkes Marksist olurdu bizde bu dertlerden kurtulurduk.

Beşbin publı koca şehirde bir tek futbolsuz mekan bulamayıp hadi eve derken bir mesaj geldi: "Van’lı vefat etti, yardıma koşan kurtarma görevlisi vefat etti, habere giden muhabir vefat etti. Hala gurur duyuyormusunuz?"

Why do TV companies produce The Apprentice and Dragon's Den but not How to be Union Rep? Why does almost everyone in EastEnders own a small business? Why do news outlets assume that when stock markets go up it's good for everyone.

And if the media are "only giving people what they want", then why do people want what they want - and is it true that that is all the media giving them?

John Molyneux argues that the media ara biased - not as in right wing but as in pro-capitalist. And, as almost all mass media are owned or controlled by either capitalist companies or capitalist states, it cannot be otherwise.

Molyneux warns against the notion that the media are all-powerful, looking at the limits to their power and the possibilities for combating them. Through critically using the mass media and creating our own media, we can contribute to the anti-capitalist struggle

The lines are drawn and borders are set.  These are lines, drawn by the crisis in Europe and the world, between the possessed and the dispossessed, the poor and the rich. The time to stand right in the middle and sit on the fence is over. One has to be either on one side or the other.  The nonsense that we are the children of the same nation, under one flag, walking on the same streets as equals has been exposed with this crisis. This is now the struggle between the hungry and full.

Çizgiler çekildi, sınırlar belirlendi. Artık Avrupa’da ve genel olarak dünyada kendini gösteren krizin çizdiği, zenginler ve yoksullar, sahip olanlar ve olmayanlar arasındaki sınırlar bunlar. Artık sınırda beklemenin, ortada oyalanmanın mümkünatı kalmadı. Ya bu tarafındayız sınırın yada öteki tarafında.  Aynı ulusun mensubu, aynı bayrağın vatandaşı aynı sokakların aynı ve eşit insanı safsatası bitti bu krizle. Bu aç ile tok arasındaki çelişki.

Sevgili Kızım,
Bugün sizin oralarda bayram. Baban hep yapmayı hayal ettiği gezinin filmini izlerken sen geldin aklına. Filmde maden maden dolaşıp iş bulmaya çalışan ırgat vardı. Biraz daha büyü de beraber izleyelim.

Bir sürü ilkini görmüyorum. İlk bisiklete binişini, ilk operaya gidişini, ilk kezban yenge’yi söyleyişini, ilk motor gezini. Olsun n’apalım. Bu da böyle olsun. Gece benim gibi sende rüyalar görüyormusun bilmem. Geçenlerde geyiklere havuç yedirirken gördüm bizi. Yine senin o topal geyik en çoğunu yeni. Bu sefer ürktüler benden. Sensiz olduğum içinmi, sakallarım uzadığı içinmi bilemedim.  Topal ürkmedi ama.  Belki topal olduğundan kaçamayacağını biliyor. Başka çaresi yok alışıyor mecburen.

Emergency Demonstration - Support the #FreedomWaves ships to Gaza - End the Siege of Gaza
Friday 4th November, 6pm, The Spire, O'Connell Street, Dublin 1

At 7.30pm tonight (Thursday) the Irish Ship To Gaza shore team were informed that Israeli warships were seen 6 miles from the Irish (MV Saoirse) and Canadian (Tahrir) ships attempting to break the siege of Gaza. The ships are currently in international waters around 200 miles from Gaza. Israeli spotter planes were also observed flying overhead according to Fintan Lane, who is on board the Irish ship Saoirse. Crew and passengers on the boats fear being boarded tonight.