Share |

Yılmaz Özdil’e onun tarzıyla yanıt

Yılmaz Özdil’in, birazı "Ata-Türk vapura bindi Apo’ya gitti", gerisi ise ,"Kırk yıllık kani oluverdi yani" başlıklı yazılarına yanıttır...

 

Ata ile Türk vapura binip adaya gittiler
- Karnı ağrıdı.
Dağa çıksalardı
- Karnı ağrırdı.
Sırf varlar ya, yetiyor karnının ağrımasına.
Karın ağrısını dinliyoruz gece gündüz:
Hazımsızlık ilacı versen olmaz, gaz ilacı geçirmiyor.
Mide dolu, şişkinlik yapıyor.

*

Barış süreci oldu artık İmralı süreci.
Eskiden dağa kızardı anladık da, şimdi adaya verip veriştiriyor.
Dağ olmuyor, ada olmuyor.

*

Sorumlu başbakan konuşmasın diyor,
İmralı keşke olmasaydı umudunda.
"Diplomasi" diyor, "kötü bir şey".
Kendi hergün yazarken, yazılmasın istiyor karşılıklı.
"Kalem, köşe bende" diyor, "ben yazarım da, siz yazmayın".

*

Kendi kalemi sivri olsun, başkasının kalemini köreltiyor.
"İmralı’ya heyet gitmesin" – anladık.
"Mektup yazılmasın"  – onu da anladık.
"Görüşülmesin"  – hadi senin hatırın için ona da evet.
"Peki, Sen ne diyorsun, ne yapalım...?"
"Gaz sancım tuttu..."  ... Zaaarrt ...
İmralı’ya vapurla gidilmesin de nereye gidilsin? Dağa mı çıkılsın?
- Silivri’ye gidelim...

*

Apo İmralı oldu, İmralı sürecine kıl oldun.
Sen "diktatör" deme "devlet adamı" de. Ne de olsa "Esad Bey" konumuz.
"Barış, çözüm" deme, çözümsüzlük olsun her lafın.
Neyse ki tarih seni hep yanıltmış, hep yanıltacak.
Masada bitmeyen bir tek savaş söyle.
Sana kalsa dünyanın sonuna kadar barışılmayacak...

*

Algı yönetimidir bu, kin ve korku enjektesi. - senden içaldım bu tanımın birazını
Psikolojik harekettir.
Ahaliyi hep duyduğu, hep istediği şeylerden uzaklaştırır:  Mesela 'barış' gibi şeylerden.
Gelecek hep geçmişe gebe kalsın ister.
Suyun başının tutulduğu bir geçmiş.

*

Amerikan savunma bakanlığı tarafından mı kavramlaştırılmıştır?
Belki de. Öyle diyorsa üstad, öyledir.
Anti-emperyalistiz ya, ''Amerika'' dedik mi yeter...

                         Yahu bizim en büyük askeri müttefikimiz kim üstad. F16’lar falan?
                         ''Bizim çocuklar yaptı'' demişlerdi bir keresinde de?
                          Haaa, pardon o zamanki darbeciler ''kötü'' darbeciydi, o yüzden!

Ama kozmik odalarda, brifinglerde, darbe planlarında kullanılmışsa bu teknikler?
Ha, anladık, o durumlarda bunlar vatanın hayrına işler.

Kendi dediği gibi: ''Seçili bilgiler yayarak, kitlenin duygularını düşüncelerini mantığını etkileyip... Hedeflenen istekler doğrultusunda, davranışlarını yönlendirmek'' şeklinde özetlenebilir.
Mesela ''darbe hazırlığı''...

*

Korku, çaresizlik ve bezmişliğe itilen insanların
Bazen ''bebek katili'' diye,
Bazen ''Sayın Esad'' diye
Çözümsüzlüğe ikna çabasıdır. Korkutma...
Ola ki hani barış marış gele, yazacak bir şeyimiz kalmaz korkusu.
Belki barışla birlikte yeni ufuklar, güzel gelişmeler olur?
''Aman haaa...!''

*

Apo tek muhatap desen de demesen de
Toplumsal hafıza hep devrede – senin değil, toplumun hafızası.
Toplumsal hafıza ayağa kalkıyor, kalkmaya çalışıyor.
Kıçına çivi battığı için değil,
Ölümleri, dökülen kanı, acıyı, çileyi hatırladığı için.
Görüşülsün, barışılsın, analar ağlamasın diye
Geçmişi bile bile, hatırlaya hatırlaya kalkıyor ayağa toplumsal hafıza.
Yorgun argın ama ''ha gayret'' diyor...

*

Sen ister Apo, ister terörist de...
İster İmralı’ya kız ister Ankara’ya, ister Kandil'e...
Sen tribüne oynayıp, barışın kalesine ofsayttan gol atmaya çalışırken
Barış bir takım işi, takım kenarda ısınıyor.
Sen kendi kendine oyna.
Senin maçın bittiğinde barışın maçı başlayacak.
O maç, tribune oynanan değil,
Holiganlar izin verirse, taraftarların coşkuyla sahaya indiği bir maç olacak.
Barış omuzlarda...

*

Mesele İmralı’yı almak değil. İmralının bir yere gideceği yok. 
Mesele İmralı’dan, her nerden başlayacaksa başlayıp, memlekete barışı getirmede.
O yüzden Şehit Yakınları, Cumartesi Anneleri, korucular, Ankara, İmralı, şehir, dağ, sokak
- ''BARIŞA BİR ŞANS'' derken
Sen ''Zaaaarrrt''.
Gaz sancısı galiba.

Hadi yolculara eyvallah.
Vapur kalkıyor, görüşmeler var ada da.
Sen de atla bir şeye, tut yolunu Silivri’nin.
Giderken erzak götürmeyi unutma.

*

Barış olursa - herşeye rağmen.
Atla git memleketin uzaklarına...Pikniğe.
Sen bilmezsin ama baharda oralar güzel olur.
Saklambaç oynarsın her iki tarafın çocuklarıyla.
''Önüm, arkam, sağım, solum Baaaaarıııııışşşş'' diye sayarak ebeyken.

Language: 
Turkish
Your rating: None Average: 5 (1 vote)