Share |

Yıllar Sonra Muammer Uludemir

Muammer Uludemir
http://notaarsivleri.com/

Sevgili Muammer Amca'yı ilk defa, gencecik ortaokul öğrencisiyken, o çocukluk anılarımızın büyük bir kısmını kaplayan 101 Evler mahallesindeki evlerinde tanımıştım. Keloğlanlar gibi girdiğimiz, emekli bir memur ailenin evi olduğu her halinden belli olan o apartman dairesi.

Eskimiş ama iyi kullanilmış mobilyalarından, yüzyıllardır aynı yerde dururcasına yorulmuş camlı vitrinden, mutfaktan gelen yemek kokularından tüm yaşamları boyu geçim derdini sırtlarında taşımış emekçi bir ailenin apartman dairesi...

Ama bütün bunların ötesinde dikkatimi çeken asırlık bir daktilo ve masa üstünü dağınıkça süsleyen bir sürü kitaplardı. Daktilo belli ki hem yaşlı, hem yorgun ve biraz da çevresine kırgın. Yazmış belli ki, çok yazmış. Geceler boyunca yazmış. Yazılanlar çoğu kere daktilonun yanıbaşında kala kalmış. Öylece...

Yandan yandan, hafif çatık kaşlarıyla içeri girmişti Muammer Amca. Açıkçası ilk gördüğümde ne sert bir adam diye geçmişti içimden, bize ‘’hoşgeldiniz çocuklar’’ deyip sesini duyana kadar. Çok konuşmamıştı. Bir amcanın ortaokul çocuklarına soracağı şeyleri sormuştu. ‘’Nerelisin?’’,  ‘’Baban ne iş yapar?’’,  ‘’Derslerin nasıl?’’ Gibi sorular. Ama bütün bunların sonunda müziğe getirmişti sözü. Böbürlenerek ‘’klasik piyano çalıyorum’’ dediğimi hatırlıyorum.  Wham, Modern Talking günlerimiz di. Sık sık Gülüm Süt içip bazen de ‘’devrimci’’ müzik dinliyorduk. Şimdilerde yitirdiğimiz, mahallenin müzik dükkanlarında karışık kaset doldurtup, çift kasetli teyplerde bunları çoğalttımız günlerdi. Bir kasetten kimbilir kaç müzisyen, kaç şarkı geçmişti o günlerde. Orijinal boş kaset bizim için bulunmaz altın değerindeydi. Doldur doldur dinle. Sardığı zaman kesip yeniden tamir edilirdi kasetlerin şeritleri. Kurşun kalemi yazı yazmaktan çok kaset sarmada kullandığımız günlerdi o günler.

İşte o günlerin Muammer Amcasıydı bugün aklımda olan ilk hatıralar. 26 DN 440 plakalı külüstür 124’ünü gizliden gezmeye çıkardığımız günlerdi. Belki de bir keresinde yakalanmıştık Muammer Amca’ya ama başımız derde girmemişti.

Muammer Amca sigara içtiğimizi, ilk defa keşfettiğimiz seks filmlerini izlediğimizi bilirdi. Bize verdiği nasihatlar hep yumuşak, hep "ya adam haklı" dedirten türdendi. Gizlice o çok sevdiği şaraplarından çalar içerdik. Muammer amca gibi bir adam mutlaka bilirdi eksilen şarabın miktarını. Ne biz alkolik olacaktık nede içtiğimiz iki yudum şarap yüzünden hayatımız kararacaktı. O birşey söylemedi biz de işin bokunu çıkarmadık.

Korku hükmeden bir adam değildi Muammer Amca.

Yıllar geçti. Üniversiteli olduk. O zamanlar hakketen üniversiteli olmak çok ama çok şahane bir duyguydu. Mahalle’de bir ağırlığı oluyordu insanın. Muammer Amca bize bırakır mı o işi, o da üniversiteli olmuştu. Hemde en sevdiği yerde, bütün ömrünü verdiği Müzik Bilimlerinde.

Azimli adamdı Muammer Amca, ama hırslı değildi.

Muammer Amca’nın ömrünün son dönemi hep ağır hastalıkla geçti ama durmadan usanmadan uğraştı. Yazdı, araştırdı, derledi. Halk müziğini, kendi yaşlandıkça, hep canlı tutmak derdindeydi. Belgeledi, yok olmasın türküler diye didindi durdu. Artık eski daktilo günleri geride kalmıştı. Ms Word vardı. Benim için en büyük onurlardan biri ‘’Mecmûa-i sâz ü söz : türküler’’in yazımında Muammer Amca’ya yardımcı olmaktı.  Muammer Amca, iki satır yazdım diye habire teşekkür ederdi. ‘’Aman ne önemi var’’ desem de her teşekkür ettiğinde gizli gizli gururlanırdım içimden.

Muammer Amca, ne önemi var.

Başka yerlere düştük, başka işlerle daldık. Yıllar geldi geçti ama Muammer Amca bazılarımıza büyük bir hediye bırakarak gitti. Bornova Halk Eğitim’de başladı bu serüven. Muammer Amca bu sefer bizim bağlama hocamız olmuştu. Erdal Karaca, ve müzik yeteneği meşe ağacı düzeyini geçmeyen Memet, bir iki kişiyle oturduk bağlama öğrenmeye. Biz beceremedikçe, o sabırla tekrar tekrar uğraştı. Meşe ağaçları nihayetinde pes etti ama birimiz bu işi bırakmadı. Erdal o günlerde başladığı bağlamasını bir daha terk etmedi. Yıllarca o çaldı, biz odunlar kaba seslerimizle söyledik. Artık rakı sofrası kurabildiğimiz günlerdi.

Sabırlı adamdı Muammer Amca, biz beceremedik.

Bir gün dersine sarhoş gitmiştim. Bir daha da gitmedim. Yıllar sonra özür diledim. Gülümsedi ve ‘’Hatırlamıyorum sarhoş geldiğini acaba ben mi sarhoştum’’ deyiverdi konuyu değiştirmeden önce.

Bilen adamdı Muammer Amca.

Erdal, çaldı biz söyledik.

Arabeski anlatmıştı bir keresinde biz sivilceli, haşin ‘’devrimcilere’’. Ne büyük bir ders vermişti. Hiç unutmam bizim arabeskle ilgili atıp tutmalarımızı sabırla dinleyip sakin sakin lafa girişini.

Ve Muammer Amca’, bir yaz gecesi balkondaki uzun gecemizi bize son hatıra olarak bıraktı ve hoşçakalın dedi. Hastalığına yenik düşmüştü. Bunca zaman çektiği hastalık aldı götürdü Muammer Amcayı.

Ama olsun Erdal çaldı biz söyledik...

Ve kader bizi yine bir balkona getirdi. Erdal hastaydı. Hocası gibiydi hastalığı. Gecenin bir vakti Erdal çaldı biz söyledik. Kaba seslerimiz, Muammer Amca’nın öğrencisi ellere eşlik etti. Bazılarımızı o kahrolası, sonu belli balkondan aldı Muammer Amca, Halkevine götürdü. Üniversiteli gibi şahane hissettik kendimizi ...

Erdal çaldı biz söyledik.

Balkondaki o geceyi bize hatıra bırakarak gidiverdi Erdal...

İşte böyle bir adamdı Muammer Amca. Herkese bir hediye bıraktı ve gitti...

Parkta oynayan çocuklar "Bu adam kimdi?" diye sorarlarsa anlatırsınız...

Your rating: None Average: 5 (2 votes)