Share |

Silahlar ve Çocuklar - ''Sadece 4 çocuğun bedeni tanınabilir haldeydi''

Geçtiğimiz Cuma yine bir toplu katliam haberiyle doldu taştı gazeteler ve TV kanalları. ABD’de okul saldırısında öldürülen 20 çocuk-öğrenci ve 6 yetişkinin haberleri içimizi sızlattı.

Anne-babaların perişan hallerini izlemek ve ölen çocukları düşündükçe, minicik bedenlerin korku dolu son anlarını hayal etmek bizleri sadece üzmedi, aynı zamanda öfkelendirdi de. Kimbilir minicik yavrular neler hissettiler yaşamları böylesine zalimce son bulurken.

Bunları düşünmesi bile işkence.

Önce elbette işin magazin ve ‘psikolojik’ tarafı didik didik edilmeliydi. Saldırıyı yapan gencin geçmişi, ailesi, babasının işi vs derken sıra Obama’nın basın toplantısında gözlerinin sulanmasına geldi. Bir müddet bu gözyaşları 'inandırıcımıydı-değilmiydi' tartışmalarını izledik. Neyse ki gündem, acılı aileler evlatlarını toprağa verirken, biraz değişmeye başladı ve ABD’nin toplumsal silahlanması, buna benzer geçmiş saldırılar vs. gündeme geldi. Tartışmaların merkezine ABD’de silahların yasaklanması konusu oturdu. Hal böyle olunca değişim isteyenlerin ana hedefi ABD’nin belki de en güçlü politik lobici örgütü National Rifle Association (NRA) oldu.

NRA utanmadan, sıkılmadan hala web sitesinin ana sayfasında ''More Guns, Less Crime in Virginia'' (Virginia’da daha çok silah, daha az suç) başlıklı yazıyı yayımlamaya devam ediyor. Öte yandan silah lobileri öğretmenlerin silahlandırılması konusunda propogandaya başladılar.

Ve bu satırlar yazılırken bir FoxNews haberine göre, Texas'da bir okul öğretmenlerin silah taşıması konusunda ilk adımı atmış durumda.

Ana akım medya tartışmayı 'silah kontrolü' ve 'psikolojik bozukluğu olan ve sakıncalı bireylerin daha sıkı denetimi' konularının dışına çıkarmaya niyetli değil.

ABD’de bu tip saldırılar ne ilk defa olan şeyler ne de son defa olacak gibi görünüyor. İstenildiği kadar her olayda saldırganın psikolojisi, aile yapısı vs derinlemesine araştırılsın, meselenin temeline inilmeden ve bu konuda köklü yasal-toplumsal düzenlemeler yapılmadan ve silahlar sivil hayattan çekilmeden olumlu bir değişimi görmek mümkün olmayacak. Cumhuriyetçi ve Demokrat partili başkanların bu güne dek hem içeride hem de dışarıda silahlanma konusunda tavırları birbirinden çok farklı olmadı. Bu konuda ABD’nin içişleri ve dışişleri politikalari sürekliliğini her dönemde devam ettirdi.

Obama sadece ağlamakla mı yetinecek yoksa silahsızlanma konusunda yürekli adımlar atacak mı, henüz belli değil ama dışarıda yaptıklarına bakılırsa bu konuda umutlu olmak zor.

Counterpunch’dan Jerry Kroth’un bildirdiğine göre, ABD’de 192 Milyon silah dolaşımda. Silahla ölüm oranı ABD’de Fransa ve Kanada’nın 3, İrlanda’nın 14 ve Japonya’nın 250 katı. Nüfusa göre en yüksek tutuklu oranı ABD’de. Toplam dünya tutuklularının %25’i ABD hapisanelerinde. Yapılan bir araştırmaya göre bir çocuk ilkokuldan mezun olana dek medyada ve filmlerde 8 Bin cinayet ve 100 Bin diğer türlü vahşeti izliyor. Savaş ve kanlı video oyunlarının dünyada en çok tüketimde olduğu ülke ABD.

Her katliamdan sonra bunu gerçekleştiren şahsın psikolojisi, dengesizliği vs. üzerine yoğunlaşarak tartışmayı çıkmaz sokağa götürmek yerine çok boyutlu bir  'toplumsal psikoterapinin' başlama zamanı gelmiştir.

ABD bir yandan kendi toplumunu militarize ederken, diğer yandan da dışarıda işgal-savaş faaliyetlerini sürdürüyor. Kimi çocukların ölümü 24/7, her detayı ile aktarılırken, kimilerinin ölümü haberlerde yer bile bulamıyor.

Dünya’nın tüm çocuklarının militarizminden, savaş uçaklarından ve otomatik silahlardan alacağı var.

Hafızamızı tazeleyelim. Çok uzak geçmişe gitmeye gerek yok, yakın zamanlardan bir kaç çocuk katliamı:

17 Aralık 2012 - Afganistan’da (kaynağı henüz belirsiz) bir mayının patlaması sonucu en az 9 kız çocuğu hayatını kaybetti. Karşılaştırmak için değil, meseleyi bir çerçeveye oturtmak için yazıyorum: Bu 9 kız çocuğu okulda değil, evlerine götürmek üzere ateş yakmak için odun toplarken ölmüşler. Köyün yaşlılarından biri şöyle anlatıyor bu ölümleri: ''Sadece 4 çocuğun bedeni tanınabilir haldeydi''.

10 Aralık 2012 - ABD ve Britanya ordularının yöntemleri, Afganistan’da çocukların da düşman olarak  hedef alındığı haberleri üzerine, yeniden gündeme yerleşti. Bir üst düzey askeri sözcü askerlerin ''potansiyel risk ve düşmanca niyetleri olabilecek'' çocukları da hedef alabileceklerini
söyledi.

16 Ekim 2012 - Üst düzey BM görevlisi, Leila Zerrougui, Afganistan’da hava saldırılarında ölenlerin arasında 3 çocuğun olduğu haberlerinden büyük endişe duyduğunu ifade etti: ''Bu olay bize Afganistan’da çocukların en savunmasızlar arasında olduğunu gösteriyor''.

16 Eylül 2012 - Nato hava saldırısı Doğu Afganistan’da 8 kadın ve çocuğu öldürdü.

13 Şubat 2012 - Nato, Afganistan’da hava saldırısı sonucu en az 7 çocuğun öldüğünü itiraf etti.

Listeyi daha da uzatabiliriz. 2001 yılından bu güne gerçekleşen sivil-kadın-çocuk ölümlerinin detaylarına pek çok kaynaktan ulaşmak mümkün. Afganistan’da 2010 yılında savaş nedeni ile ölen ya da yaralan çocuk sayısı 1396 iken bu rakam 2011 yılında (yıllık toplam) 1756’ya ulaştı. Bu, sadece 2011 yılında, günde ortalama 4,8 çocuk demektir. UNICEF bu konuda duyduğu endişeleri 2012 de yayımladığı bir raporda ortaya koydu.

Irak’ta ambargo ve işgalleri dahil ederseniz 1991 – 2011 yılları arasında sivil ölümlerinin sayısı 100 Bin’lerle ifade ediliyor. Tek başına, 2003 yılında başlayan ve resmiyette 2011’de sonlanan Irak işgalinin en az 100 Bin sivilin ölümüne yol açtığı hesaplanıyor. BM’den, sivil toplum örgütlerine ve uluslararası yardım kuruluşlarına kadar pek çok kaynak tarafından yapılan araştırmalar ve hesaplamalar bu rakamları doğruluyor.

Asıl işin dikkate değer kısmı ise, Washington Post’da yayımlanan bağımsız bir araştırmanın ortaya koyduğu rakamlar: En az 100 Bin olarak hesaplanan, doğrudan işgale ve savaşa bağlı ölümlerin %46’sı 15-60 yaşları arasında erkekler, %46’sı ise 15 yaşından küçük çocuklar olduğunu bildiriliyor.

(Les Roberts and Gilbert M. Burnham of the Center for International Emergency, Disaster and Refugee Studies at the Johns Hopkins Bloomberg School of Public Health in Baltimore; Richard Garfield of Columbia University in New York; and Riyadh Lafta and Jamal Kudhairi of Baghdad's Al-Mustansiriya University College of Medicine)

12 Mayıs 1996 - Lesley Stahl TV röportajında, zamanın ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’a soruyor:
LS: Irak’a uygulanan ambargolar sonucu 500 Bin’den fazla çocuğun öldüğü tahmin ediliyor. Bu rakam Hiroşima’dan fazla. Ambargolar bu bedele değermiydi?
MA: Ambargoların bu bedele değer olduğuna inanıyoruz.

2. Dünya Savaşı’ndan bu güne, ABD 50’nin üzerinde askeri operasyon yapmış ve bu askeri operasyonlar kimi kaynaklara göre 4 Milyon’dan fazla insanın ölümüne yol açmıştır. Liste kabarık: Kore, Vietnam, Kamboçya, Nikaragua, Panama, Somali, Pakistan, Yemen...

Dışarıda yapılanların, savaşın ve silahın içeriye yansımalarını unutmamak gerekir. Dışarıda yapılanları içeriye kabullendirmenin bir yöntemi de bunlara dolaylı güzellemeler yaparak, silahın, savaşın toplumsal kabul görürlüğünü sağlamaktır. Ne yazık ki gerçek insanların film kahramanları gibi güçleri, bilgisayar oyunlarında olduğu gibi birden fazla canları yok.

Okul saldırılarını bireyin psikolojik travması üzerinden yorumlamak, tehlikeli şahısların silah almasını engelleme tartışmaları yerine, barışın, silahsızlanmanın, savaşlara ve işgallere son vermenin tohumlarını atmak zorundayız. Başlaması gereken, güçlenmesi gereken tartışma bu olmalıdır.

Ne de olsa bu trajedilerin hiç biri tanrı vergisi değildir. Birkaç güçlünün yarattığı cehennemi milyonlarca barış gönüllüsü, savaş-silah karşıtı insan cennete çevirebilir.

Çocuk her yerde, her koşulda çocuktur. İyi çocuk ölümü – kötü çocuk ölümü olamaz. Çocuk denince akan sular durmak zorundadır. Çocukları katletmek belki de insanlığın yapacağı en karanlık en kötü işlerden biridir. Bu ister kendi toprağında olsun, ister başkasının toprağında. Bu çocuklar ister öğrenci olsun, ister odun toplayan köylü, ister sınır kaçakçısı.

Savaşa, silaha, işgale karşı çıkmanın alternatifi düşünülemez:

Nobel Barış ödüllü AB ve ABD, yandaşlarıyla Afganistan’ı işgal etmeye devam ediyor ve çocuklar ölüyor.

Gazze’ye bomba yağıyor ve çocuklar ölüyor.

Irak’a ambargo ve çocuklar ölüyor. Bile bile sıraya İran konuyor ve çocuklar fakirleşiyor. Sonları iyi görünmüyor.

Vietnam savaşının mayın tarlaları öylesine bırakılıyor ve hala çocuklar ölüyor. Afganistan’da da durum aynılaşıyor.

Toprakları - nehirleri uluslarası devlere peşkeş çekilen Afrika açlığın pençesinde ve çocuklar ölüyor.

Uzak Asya’da, Hindistan’da Batı’nın zehirli atıklarını çıplak elleriyle, günde 1 Dolar’ın altında ayrıştıran çocuklar yavaş yavaş ölüyor.

Savaşlardan, işkencelerden kaçan, daha iyi bir yaşam umuduyla yollara düşen kaçakların Ege’de teknesi batıyor ve çocuklar ölüyor.

15 Milyar Dolar değerinde silah satarak rekor kırmakla övünen Rusya, Çernobil pisliğini olduğu gibi bıraktığı için 2012’de hala çocuklar ölüyor.

Faşizm, ırkçılık hortluyor, çocuklar, gençler katlediliyor.

Askeri darbeler dünyanın her yerinde çocukları öldürüyor.

Barışın, demokrasinin, ekonomik ve politik eşitliğin olmadığı her yerde önce çocuklar ölüyor. Emperyalizmin el attığı her yerde çocuklar ölüyor.

Secilmiş çocuklar, en alttaki çocuklar, yanlış sınıfın, yanlış toprakların çocukları hep ölenler...

Biraz da bunları yaratan 'politik psikolojilere' bakmak ve bunları tedavi etmek lazım.

Kimi zaman sorunları çözmek için sorunun gerçek büyüklüğünü görmek gerekir. Belki de ancak o zaman yaşamı ve kaderimizi – çocuklarımızın kaderini – kendi kontrolümüze alırız.

ABD’de olan sadece yine ve yeniden bir manyağın rastgele katliam yapması değildir. Bu ve buna benzer olaylar, birilerinin kurguladığı bize dayatığı bir yaşam modelinin yan ürünleridir: İçinde militarizm ve silah ticareti olan bir model bu.

Obama sorunun neresinden başlar, nasıl başlar ve sorunu çözer mi bilemeyiz ama daha çocuk dostu bir yaşamın, barış dolu bir yaşamın mücadelesini vermek milyonların, dünya insanlarının elinde.

Gözümüzde ABD'de feryad eden annenin görüntüleriyle, kulağımızda ''Sadece 4 çocuğun bedeni tanınabilir haldeydi'' diyen Afganistan'lı dedenin buruk sesiyle yaşamaya mahkum değiliz.

Bizim zamanımızda olmasa bile çocuklarımız için hala umut var.

Canımızın içi çocuklarımız için!

@memzers

Language: 
Turkish
No votes yet