Share |

Nijerya'da Tanker Faciası: 100'den Fazla Ölü

Haberlerde, Nijerya’da kaza yapan yakıt tankerinden yakıt toplamaya çalışan 100'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini öğrendik bu akşam. Bu büyük felaket petrol zengini ülkede ilk defa olan birşey de değil.

Acaba içinden ''Vay beleşçiler vay, utanmadan kazadan mal kaçırıyorlar'' diyen olmuş mudur?

Nijerya’lı pek çok insanı ilk defa 10 yıl önce Dublin’de tanıdım ve 7 yıl boyunca onlarca Nijerya’lı öğrencim oldu. Siyasal sığınmacılara ve işkence kurbanı göçmenlere eğitim, sağlık ve işkence terapisi uygulayan bir sivil toplum kuruluşunda eğitmenlik yaptığım ve kimi zaman ''ağır'', kimi zaman da keyifli pek çok anılarımın olduğu 7 yıl.

Nijerya’lı göçmenlerin ve sığınmacıların durumu Avrupa’da pek çok ülkede hiç iyi değildir. Ne zaman kurumsal veya başka türlü bir yabancı düşmanlığı ve ırkçı hareketlenme olsa, Nijerya’lılar bu ırkçılığı haklı göstermek için kullanılan örneklerin hep en başına yerleştirilir. Son on yılda gelişen yeni ırkçılık islamofobi Nijerya’lıları biraz olsun gündemden düşürse de, yine de ırkçıların hedefi olmaya devam ediyorlar.

En sıradan ve asılsız örneklerden bir kaçı:
''Yüzbinlerce Nijeryalı akın ediyor ülkemize''
''Hamile Nijerya’lı kadınlar bile bile buraya geliyorlar. Amaçları çocukları vatandaşlık alsın''
''Nijerya’lıların taksileri kötü kokuyor, tehlikeliler''
''Nijerya’lılar uyuşturucu işi yapıyorlar''
''Nijerya’lılar sosyal güvenlik sistemini sömürüyorlar, devletten binlerce Euro para tırtıklıyorlar ve beleşe yaşıyorlar''
''Bunlar geldi, hırsızlık arttı''

Burada bu safsataların hiç birine girmeyeceğim ama, acaba diyorum bu beleşçilik ve çalma ''alışkanlığı'' Nijerya’lıların genlerinde mi var, ve bu yüzden mi başlarına olmadık işler geliyor?

Biraz sahnenin arkasına bakalım...

İnsan hakları alanında çalışan avukat Femi Aborisade’nin 2012 Mart ayında Nijerya hükümetinin Vizyon 20:2020 projesi ile ilgili yaptığı eleştirel sunumdan okuyoruz: ''Vizyon 20:2020, Nijerya ekonomisini 2020 yılında dünyanın en global 20 ekonomisi arasına sokmak üzere tasarlanmış bir devlet projesidir. Bu projenin savunulan yan hedeflerinden biri de fakirliği ortadan kaldırmak.

Hükümet bu vizyonla devletin rolünü şu şekilde tanımlıyor: Özel sektorün gelişmesine doğrudan destek ve teşvik. Dış yatırımların ülkeye gelmesi için kolaylaştırıcılık ve sektörü düzenleyici yasama.

Aynı projede özel sektörün rolü, işletmecilik, yatırımcılık, kısaca serbest piyasa ortamında ekonomik faaliyette bulunmak olarak tanımlanıyor. Özetle, kamusal sektörün küçülmesi ve dış yatırıma dayalı özel sektörün büyümesi.

Tek cümleyle söylersek, bu vizyon Nijerya hükümetinin bilindik neo-liberal ekonomik modeli uygulamasından başka bir şey değildir.''

Nijerya çilelerle dolu bir ülkedir. Dünya sıralamasında petrol ve doğalgaz kaynakları en üstlerde olan ve Shell, Chevron ve Exxon-Mobil gibi ulusalararası petrol devlerinin milyarlarca Dolar kar yaptığı Nijerya'da halk bu zenginlikten sosyal, ekonomik ve demokratik anlamda hiç bir fayda görmemektedir.

Petrol yataklarının keşfedildiği 1960'dan 1990'lara kadar ve sonrası yıllarda, dünya devi petrol şirketlerinin askeri juntalar ve darbecilere sağladığı destek, sıkı ilişkiler pek çok kere kanıtlanmış, yazılmış ve tesbitlenmiş bir gerçektir.

Nijerya'da milyonlarca Dolara maal olan, binlerce insanın yaşamını tehlikeye atan ve doğayı yok eden pek çok çevre felaketi yaşanmıştır. Bunların bazıları için petrol devleri karlarıyla karşılaştırılamayacak kadar küçük cezalar ödeyerek faaliyetlerine aynen devam etmişlerdir. Askeri diktatörker ve anti-demokratik rejimlerle gayet iyi geçinen petrol devlerinin karnesi sadece ekonomik ve çevre anlamında kötü değildir.

Yazar, yapımcı ve çevreci Kenule "Ken" Beeson Saro Wiwa (1941 – 1995), Royal Dutch Shell sirketinin Ogoniland'da yarattığı çevre kirliliğine karşı, şiddetten uzak bir kampanya yürütmüştür. Kampanyanın en yoğun olduğu dönemde Saro Wiwa askeri mahkemede yargınalıp asılmıştır. 1996 yılında başlayan ve Shell şirketini Nijerya'da insan hakları ihlalinde bulunmakla suçlayan kampanya sonucunda Shell yasal sorumluluktan kurtulmak için 2009 yılında kurbanların ailelerine 15.5 milyon Dolar tazminat vermiştir.

Bunların dışında, askeri ve sivil hükümetler döneminde kanıtlanan pek çok rüşvet ve yolsuzluk vakaları vardır. Bütün bunlar olurken halk bir yandan giderek fakirleşmiş diğer yandan da sürekli anti-demokratik ve yozlaşmış yönetimlerin elinde ezilmiştir.

Bu dev petrol zenginliğine rağmen tüm dünyadaki kronik-fakir nüfusun %6'sı Nijerya'dadır. Zenginle fakir arasındaki uçurumun en derin olduğu 20 ülkeden biri Nijerya'dır. 170 milyon nüfuslu Nijerya'da 85 milyon kişi günlük 1 Dolar'ın altında kazanca sahiptir. 119 milyon kişi 2 Dolar'ın altında kazanmaktadır. Her yıl 1.2 milyon kişi yüksek öğretime başvururken, sadece 150 bin kişiye eğitim imkanı sağlanmaktadır. 2011'de Nijerya hükümetinin eğitime verdiği pay %1.5 oranındadır. Nijerya'da kişi başı sağlığa harcanan para 5 Dolar'ın altındadır. Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği rakam, gelişmekte olan ülkeler için 34 Dolar'dır. Nijerya'da ortalama yaşam süresi 43 civarındadır.

Neo-liberalizm artık bilinmeyen, sihirli bir ekonomik model değil. Neo-liberalizmin dünyanın gelişmiş veya gelişmemiş pek çok ülkesinde geçtiğimiz on yıllarda açtığı yaraları biliyoruz. Neo-liberalizm masalı artık eskisi kadar kolay yutulmuyor. Sonuç olarak neo-liberalizm'de dönüp dolasıp kriz batağına saplanıyor.

Felaketler galiba sınıfsal şeyler. Daha doğrusu felaketlerin sebepleri, insanlara ve felaketzedelere etkileri sınıfsal. O yüzden gazetelerde New York veya Paris'in zengin bir muhitinde tankerden petrol toplamaya çalışırken ölen 100 insan ile ilgili bir haber okumuyoruz...

Nijerya hükümeti Neo-liberalizm'i yeni keşfetmişse Nijerya'lıların hayatının daha da kötüye gideceği kesin. Vay gele hallerine... Zaten yaşayageldikleri liberalizm'di. Neo – meo herneyse artık....

100'den fazla insan pisi pisine ölünce benim aklıma bunlar geldi. Ah vah diyecek halimiz yok ya. Ne allah vergisi ne şansızlık. Suç belli, suçlu belli, problem belli, çözüm belli.

Çözecek olan da bizleriz galiba, neo-liberalizm değil...

Language: 
Turkish
Your rating: None Average: 5 (2 votes)