Share |

Hatay'da Halk Ayaklandı - I

Türkiye ulusalcılarının ve ulusalcı sosyalistlerin bir eleştirisidir

Cumhuriyet Gazetesinin 16 Eylül tarihinde internet sitesinden verdiği haberin başlığı ''Hatay'da Halk Ayaklandı'' şeklinde. Sitelerinin 'flaş' ve önemli haberleri veren bölgesine koymuşlar bu haberi.

Bu yazi, Türkiye Suriye konusunda ulusalcılarının ve ulusalcı sosyalistlerin bir eleştirisidir.

 

Haberin Başlığı -
Cumhuriyet Gazetesi'ne Türk dilini ve haber başlığı seçmeyi öğretmek gibi bir niyetimiz yok ama böyle ulusalcı bir gazetemizin dili ve kavramları yanlış kullanmasına da göz yumamayız. Dili doğru kullanmak lazım. Eğer ki işin içinde başka bir neden yoksa.

'Ayaklanma', bir de üstelik 'halk ayaklanması' deyince, insan tüm şehrin yollara döküldüğünü ve topyekün bir direnişin başladığını düşünüyor. Ayaklanma deyince insanın aklına iki şey geliyor:

1. Ayaklanan halkın, sonuca ulaşana kadar, otoriteye, devlete ve mevcut sisteme vs. sonuna kadar savaşacağı, yani akşam olup herkesin ''eyvallah, bu kadar yeter'' diye eve gitmeyeceği, bakkalların, iş yerlerinin kapanacağı ve o güne kadar olan mevcut gündelik yaşamın her yönüyle duracağı bir ortam.
2. Eğer sonu geldiyse bu ayaklanmanın, bunun devletin, otoritenin tüm unsurları kullanarak, her türlü yöntem ve güce başvurarak bastırdığı bir durum.

Bu iki şey için de alın size örnek: Suriye. Halk ayaklanmasını bir cümlede kullanacaksanız, rahatlıkla ''Suriye'de halk ayaklandı'' diyebilirsiniz. Türkçe'ye uygundur bu cümle.

Anlaşılan Hatay'da halk ayaklanmamış, bir grup Suriye konusunda söyleyecek sözü olan insan, bir protestoyla bunları söylemiş veya söylemeye çalışmış. Polis bu gösteriye izin vermemiş ve yer yer çatışmalar çıkmış.

Öyle görünüyor ki Cumhuriyet Gazetesi'nin başlığı yanlış.Oysa ki anyı gazetede daha bir gün önce Ülkü Tamer ''Önce Dilinizi Öğrenin'' diye nasihatta bulunmuştu sağa sola.

Arap Baharı'nı ve Mısır Tahrir'de toplanan bir milyondan fazla insanın eylemini Cumhuriyet Gazetesi her zaman ''Halk ayaklanması'' olarak ifade etmedi. Gelişmelerin yarattığı zorunluluk nedeni ile  bu tanımı kullanmak durumunda kaldılar zaman zaman. Ama sanki pek içlerine sindiremediler bunu kullanmayı. Hatay'da yapılan gösteriye ''Halk Ayaklanması'' demek herhalde bastırılmış bir habercilik heyecanının politik patlaması olsa gerek. Cumhuriyet o nedenle cömert bir başlık atmış ve ayaklanma demiş. Bu başlık, yani ‘ayaklanma’ kelimesi, eylemi destekleyen tarafindan sosyal medyada da kullanıldı eylemin olduğu gün. Ya Cumhuriyet onları etkiledi, ya da onlar Cumhuriyet Gazetesi’ni.

Hatay'da neler oldu ve gösterinin sloganları neler diyor? -
Gösteride ve sonrasında söylenenleri ve söylenmeyenleri iyi analiz etmek bize bu sorunun cevabını veriyor. Gösterinin sloganlarında pek çok ipucu gizli.

"Türkiye-Suriye Kardeşlik Buluşması" adı altında yapılan gösteri, 1 Eylül'de yapılan gösterinin nitelik olarak bir devamıdır. Suriye konusu Türk ulusal solu ve sosyalistleri özelinde ve genel anlamda emperyalizm tartışmaları konusunda ciddi bir sınavdır ve bu tartışmalar daha uzun süre devam edecektir. Bu konuda söylenmesi gereken bir kaç söz ve yapılması gereken bir analiz vardır.

Bir yandan ''Türkiye-Suriye Kardeştir'' diyeceksin sonra da 80 - 100 bin kadın, çocuk, sakallı erkek, yaşlı ve genç insanı gerisin geriye savaşın ortasına, Esad'ın cehennemine göndereceksin. Ürdün'de de 120 bin kişi için aynı şey söylense bu eder 200 – 250 bin insan. ''Türkiye Suriye Kardeştir'' de, bu nasıl bir kardeşliktir anlaşılır gibi değil. Yanı başında sığınmacı olan Suriye'lilere kin kus ardından ''Suriye – Türkiye Kardeştir'' de. Asıl söylenen burada şu dur: ''Türk ulusalcılar, ulusalcı sosyalistler ve Suriye devleti kardeştir''. Aynen AKP'nin ve Başbakan'ın bir dönem olduğu gibi.

Demek ki, ya bir yanlışlık var yazılan sloganda ya da bile bile böyle yazıldı... Keşke daha açık yazılsaydı. Mao'nun eğitiminden geçmemiş sıradan halk tam anlayamayabilir bunu...

Bir başka slogan ''Savaş Değil, Barış İstiyoruz” diyor. Artık dünyada kimse ''Barış Değil Savaş İstiyoruz'' diye pankart açmıyor sokaklarda. Suriye konusunda barış istiyorsun da bunun Esad rejimini meşru göstermek olduğunu açık açık söylemiyorsun. Sanki yapılması gereken tek şey oturup konuşup herşeyin eski haline dönmesini sağlamaktır. Kendi halkını bir yıldan uzun bir süredir katleden bir diktatör var karşınızda. Hatırlatırım, sizin uzaktan istediğiniz şeyleri Suriye halkı bütün bu çatışmalar başlamadan önce defalarca istedi. Hem de demokratik, barışçıl gösteriler yaparak istedi. Unutmuş olabilirsiniz 2011 yılında bu sürecin nasıl başladığını. Suriye'de devrim süreci silahlı çatışma olarak başlamadı. İlk çatışmalar Esad'ın ordusunun göstericilere ateş açması sonucunda başladı. Tarihsel bellek çok önemlidir.

Hergün yüzlerce kadın-erkek-çocuk ölürken Suriye halkı salakmı da kendi akıl edemiyor barış istemeyi. Esad'a gidip ''barışalım, silahları bıraktık'' mı diyeceklerdi. Şu na bu na mı kaldı onların adına barış istemek ve diktatörle oturup, vereceği demokrasi kırıntılarının pazarlığını yapmak.
Belki de Esad seçim ilan eder ve seçilmezse rejim kalır ama yerine hanedana bağlı yeni bir başkan gelir. Mesela Suriye ordusu aynen yerinde kalır. Suriye halkı bir adamı değiştirmek değil, bütün kurum ve kuruluşlarıyla mevcut sistemi ortadan kaldırmak istiyor. Hatay'dan ''barışın'' diye seslenmek olanı biteni ya algılamamak ya da algılamak istememektir.

Dışarıdan müdaheleye hayır diyorsak alın size dışarıdan müdahale örneği: Bir diktatörü devirmek üzere ayaklanan halkın sığınmacılarına ''defol'' demek, ve o halka oturduğun yerden ''diktatörünle barış'' emri vermeye kalkmak. 'Defol' konusunda bir şey diyemeyebilir Suriye halkı. Kovulursa gitmekten başka çaresi olamayabilir - On yıl sonra da tarih kitapları ölen insanların hikayesini anlatırken bu kovmayı unutmayabilir. Ama ikinci konuda ''hadi ordan'' derler adama. ''Sen kendi işine bak'' deyip kestirip atarlar... Sana soracak halleri yok ya.

Kendini solun içinde görenlerin emperyalizme evet demesi gibi birşey olamaz. Ancak, Suriye'de olanları da emperyalizmin bir oyunu diyerek kestirip atmak politik ezberciliktir. Ulusalcıların açık ve net tavır belirtmeleri gereken bazı konular vardır.

Emperyalizme hayır demek işin tamamı değil sadece bir parçasıdır. Aşağıda soracağımız sorularla tamamlanması gereken bir bütünü görmek gerekir.

Konumuza ikinci bölümde bazı sorulara yanıt arayarak ve eylemcilerin iddia ettiğinin aksine AKP'nin niçin ''Türkiye Suriye Kardeştir'' sloganından kormadığını anlatarak devam edeceğiz.

- Suriye ve kampların gerçeği nedir?
- Esad anti-emperyalistmidir?
- Hanedanın oğlunun ülkeye gerçek anlamda demokrasi, özgürlük getirmesi beklenebilir mi?
- Esad'ı desteklemenin sebebi 'İslami rejim' korkusu mudur?
- Ulusalcılar islamofobiyi nasıl analiz ediyorlar, bu konuda tavırları nedir?
- Ulusalcılar 'devrim' denen olguyu nasıl yorumluyorlar. Halk, inancı, bilinci, yaşam şekliyle bu sürecin ve kavramın neresinde duruyor?
- Suriye konusunda solun, sosyalistlerin görevleri nelerdir?
- Ulusalcıların ve ulusalcı sosyalistlerin AKP ile mücadelesi nasıl gelişmektedir?

Language: 
Turkish
No votes yet